Almanya bu yaz çok sıcak olacak


0

Almanya’da 2020 yılının yaz aylarında sıcaklıklar tarihi rekor seviyelerde seyredecek. Meteoroloji yetkililerinin verdiği bilgilere göre, ülkede sıcaklıkların 40 dereceyi ve üstünü görmesi bekleniyor.

Tahminler, bu yaz Almanya’nın 1850’den sonraki en sıcak yılı yaşayacağını gösteriyor. Küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin etkisiyle, sıcaklıklar son yıllarda oldukça artmıştı. 2019 yazı, 2016’nın ardınadan son yıllarda görülen en yüksek sıcaklıkların yaşandığı sene olmuştu. 2019’un Temmuz ayında, Almanya’nın Bonn şehrinde ölçülen 40,6 derece, son yıllarda görülen en yüksek sıcaklık olarak kayıtlara geçmişti.

Sıcaklıklar sadece Almanya’da değli, tüm Avrupa’da artmıştı. Sıcaklıklar Fransa’da 40,6, Hollanda’da 40,4 ve İngiltere’de 36,9 dereceye kadar çıkmıştı. Bu dereceler, ülkelerinde temmuz ayında görülen en yüksek sıcaklıklar olmuştu. Britanya Meteoroloji Dairesi’nin öngörülerine göre, sıcaklıklar bu yaz 1,11 derece artış gösterecek. Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar ve çocuklar için hayati tehlikelere bile yol açabiliyor. Öte yandan tarım sektöründe büyük tahribatlara yol açıyorlar. Ürünlerden verim alınamıyor. Üretim düştüğü için arz sıkıntısı yaşanıyor ve gıda maddelerinin fiyatları yükseliyor.

Uzmanlar bütün bunların sebebinin, küresel ısınmadaki insan etkisi olduğunu belirtiyorlar. 2020 yazında, El Nino gibi olağanüstü bir doğa olayı da yaşanması beklenmiyor. El Nino, Güney Amerika’nın batı kıyılarındaki Büyük okyanus’ta yüzey sularının ısınmasına deniyor. İspanyolca erkek çocuk anlamına geliyor El Nino. Suların soğumasına ise kız çocuk anlamına gelen, La Nina deniyor. 2 ila 7 senede bir akıntının ters dönmesi nedeniyle oluşan El Nino, birçok ülkede fırtınalara, kasırgalara, kuraklıklara ve aşırı sıcakların etkisiyle yangınlara neden olabiliyor. 2016 yılının son dönemin en sıcak yılı olmasının sebebi de o yıl El Nino görülmesiydi. El Nino beklenmemesine rağmen, bu kadar sıcak bir yaz olacağının tahmin edilmesinin sebebi ise zehirli gaz salınımları nedeniyel atmosferin zarar görmesi.

Bilim insanları, atmosfere salınan karbon emisyonlarının 2015 yılına göre yüzde 4 daha fazla olduğunu belirtiyor. Bu tarih, ironik bir şekilde Paris Anlaşması’nın imzalandığı tarih. Öncesinde Kyoto vardı. Ancak devletler bir masaya oturduklarında birbirlerini suçluyorlar ve iklim değişikliği konusunda somut bir adım atamıyorlar. 1990 yılına göre, Grönland’daki buzulların erimesi de yaklşaık 7 kat daha hızlı gerçekleşiyor. Bu çerçevede uzmanlar 2020 yılında 0,99 ile 1,23 arasında değişen miktarda bir sıcaklık artışı bekliyorlar. Bu sıcaklık artışı ilk işaretlerini şimdiden vermeye başladı. Bu kış, Avrupa’da mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıklarla geçiyor. Norveç’te sıcaklıklar normalin 25 derece kadar üstüne çıktı. Ocak ayında Sunndalsora köyünde 19 derece ölçüldü. Eksi değil, artı 19 derecek ölçüldü. Bundan önce ocak ayı rekoru 1989’da 17,9 derece ile ölçülen Tajford köyündeydi.

2018 yılında Robert Koch Enstitüsü verilerine göre sadece Berlin’de ve Hessen’de aşırı sıcaklar nedeniyle 1200 kişi yaşamını yitirdi. Artan sıcaklıklar, alerjiye neden olan itkilere ve hastalıkları taşıyan böceklere de uygun bir yaşam alanı sağlıyor. Ormanlar da olumsuz etkileniyor. Zararlı mantarlar ve böcekler nedeniyle büyük sorunlar yaşanıyor ve biyolojik çeşitlilik zarar görüyor.

İşte Avustralya’daki facianın sonuçlarını görüyoruz. Avustralya tarihinin en kurak ve sıcak yıllarından birini yaşıyor bu sene. Aşırı sıcaklardan çıkan bir yangını özellikle ormanlık alanlarda kontrol altına almak çok zor. Aylardır devam eden yangınlarda binlerce ev, milyonlarca dönüm alan yandı. Onlarca kişi öldü. Yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Tam 480 milyon hayvan yaşamını yitirdi. Bunların hepsini biz yaptık. İnsanlar yaptı. Ucuz ürün kullanma sevdamız yaptı. İhtiyacımız olmayan yüzlerce parça eşyayı biriktirip, kaynakları israf etmemiz yaptı.

Avustralya bir taraftan dünyada iklim değişikliğinin en canlı yaşandığı ülkelerden biri (tarihin en kurak yazını yaşıyor), diğer taraftan ise dünyaya en fazla kömür ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında da 2.sırada, dünya kömür ihracatının %28’i. 1. Endonezya, 2. Avustralya, 3. Rusya, 4. ABD ve 5. Kolombiya.

Avrupa ülkeleri iklim değişikliğine ve zehirli gaz salınımlarına karşı önlem almaya çalışıyorlar. Örneğin Almanya’da dizel araçlara yasaklar uygulanıyor ve elektrikli araçlar teşvik ediliyor. Enerji tüketiminde yenilenebilir kaynaklara ağırlık veriliyor. Son olarak 1 Ocak 2020’den itinbaren tren biletlerinden alınan KDV yüzde 19’dan yüzde 7’ye düşürüldü. Uçak bieltlerine nisan ayından itibaren ek vergi getirildi. Otobanlarda hız sınırı uygulanmak isteniyor. Bunlar tabii ki olumlu adımlar ancak yetmiyor. En çok karbon salınımı yapan ülke ise zaten açık ara Çin. Onu ABD, Rusya, Hindistan ve Japonya izliyor. Bu nedenle iklim değişikliği, uluslararası boyutu olan ve bu çerçevede ele alınması gereken bir konu.

Peki biz evimizde, iş yerimizde neler yapabiliriz iklim değişikliği konusunda?

Daha az kömür, petrol ve gaz kullanmalıyız. Mümkün olduğunca yürümeli, bisikleti tercih etmeliyiz. Bir yerden bir yere giderken araba yerine otobüs ve trenle gitmeliyiz. Uçaklar aşırı derecede karbondioksit salınımına neden oluyor. Mümkün olduğunca uçağa binmemeliyiz. Daha az et tüketmeliyiz çünkü hayvancılıkta metan gazı üretiliyor ve hayvanlara verilen soya için ormanlık alanlar kesiliyor.

Enerjimizi mümkün mertebe kendimiz üretmeliyiz. Evlerimizin çatısına güneş panelleri kurabiliriz. Enerji dostu ampüller kullanabiliriz. Elektronik eşyaları, örneğin televizyonları bekleme modunda tutmadan kapatabiliriz. Klima yerine vantilatör kullanabiliriz. Evlerimizde iş yerlerimizde iyi ısı yalıtımları kurabiliriz.

Durum tahmin ettiğimizden çok daha ciddi. 2100 yılına gelindiğinde Almanya’da sıcaklıkların 3,1 ile 4,7 arasında değişen oranlarda artması bekleniyor.

80 sene sonra bugüne göre 4,7 derece daha sıcak bir Almanya. Belki biz o günleri görmeyeceğiz ama çocuklarımız görecek. Onlara yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için hala şansımız var. Tabii bir an önce harekete geçersek…


Like it? Share with your friends!

0
redaktion

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir