Almanya’daki Türklerin edebi üretkenliği


0

Almanya’daki Türkler, Türkiye’dekilere göre “daha kötü” işler yapmaları karşılığında lüks arabalara binebiliyor ve tatile çıkabiliyorlardı.

Bu durumda onlara ya hayranlık duyulacak, ya da onlara acınacaktı. Türkiye’de yaşayan insanların büyük çoğunluğu, bu klişeler doğrultusunda “Almancılara” acımayı tercih etti.

Bunda, Almanya Türk toplumunun kendisini yeteri kadar anlatacak düzeyde bir edebi üretkenliğe henüz ulaşamamış olmasının da, bu imajda etkisi olduğunu vurgulamak gerekir.

İşçi göçünün 50. yılı geride bıraktığı dönemde 50’nin üzerinde elle tutulur Avrupalı Türk yazar var. Ancak 3 milyonu aşkın bir nüfusu bulunan toplumun çıkardığı yazar sayısı daha fazla olmalıydı.

12 Eylül döneminde Türkiye’den gelen Yüksel Pazarkaya gibi yazarlar da Almanya Türk göçmen tarihinde önemli izler bıraktılar. Pazarkaya, Almanya’da Türkçe tiyatro yapan Tiyatro Ulm için hala oyunlar yazıyor. Bunun dışında Almanya’da ilk dönem Türk yazarlar arasında Aysel Özakın, Aras Ören, Emine Sevgi Özdamar dikkati çeken isimler.

Öte yandan Türkiye’dekiler, Almanya’daki Türkleri Rafet El Roman’ın, Ragga Oktay’ın, Barbaros Hayrettin’in ve Cartel’in “kırık” Türkçesiyle tanıdılar. Avrupa’da yaşayan 5,6 milyon Türk, sayısız futbolcu çıkardı ancak sanatçı ve yazar çıkarmada maalesef o kadar başarılı olamadı. Burada şunu da belirtmemiz gerekir: Yurt dışında doğup büyüyen bir insanın, Türkçeyi aksansız konuşması beklenmemeli. Dolayısıyla Avrupa’dan Türkiye’ye giden “kırık Türkçeli” sanatçıları suçlamak doğru değil. Hatta bu sanatçıların, başta Cartel olmak üzere, Türkiye’deki “gurbetçi” algısını olumlu anlamda değiştirdiğini ifade edebiliriz. 90’lı yıllarda milyonlarca genç, Türkiye’de Cartel’in şarkılarını ezbere biliyordu ve onun tişörtleriyle geziyordu.


Like it? Share with your friends!

0
redaktion

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir