Almanya’ya işçi göçü


0

Almanya kendisini ilk kez 1998 yılında bir göç ülkesi olarak tanımladı. Getirilen işçilerin bir gün mutlaka geri gönderileceklerine dair inanç, işçileri adlandırırken bile kendini gösterdi. İngilizler bu kişilere “Yabancı iş gücü (Foreign labour)” derken, İsviçreliler yine bir Almanca kelime olan “Yabancı işçi (Fremdarbeiter)” ifadesini kullandılar. Almanlar ise “Misafir işçi (Gastarbeiter)” demeyi tercih ettiler.

İlk kafilelerde gelen işçilerin yüzde 84’ünün mesleği yoktu ve eğitim almamışlardı. Sadece yüzde 13’lük bir kısmı teknik eleman olarak görev yapabiliyordu. Daha sonra davet edilen Yugoslavlarınsa yüzde 54’ü teknik elemandı çünkü o dönemde vasıfsız işçi ihtiyacı kalmamıştı. Yabancı işçilerin bir kısmı da, hızlıca vasıflı hale geldi. Ancak bunların oranı erkeklerde yüzde 30’da ve kadınlarda yüzde 19’da kaldı. Meslek eğitimi almayı tercih edenlerin oranı ise yalnızca yüzde 4’tü. En ağır işlerde çalışıyor ve en kısa sürede en çok parayı kazanıp geri dönmek istiyorlardı. Birinci kuşağın önemli bir bölümü, basit notlar alabilecek kadar dahi eğitim görmemişti.

Almanlar ilk etapta göçmen ihtiyaçlarını etnik Almanlarla karşılamaya çalıştılar. 1945 yılından, Berlin Duvarı’nın inşa edildiği 1961 yılına kadar, Doğu Almanya’dan Batı’ya göç edenlerin sayısı 3,4 milyona ulaştı. 1989 yılında duvarın yıkılmasıyla birlikte 4,4 milyon kişi daha Batı’ya geçti. Bunların en az yüzde 60’ı iş piyasasına entegre olmaya hazır, eğitimli genç Almanlardı. Onların dışında bir Doğu Avrupa ülkesinde yaşamaya devam eden, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ancak ırk ve kültürel geçmiş açısından Alman olan 2 milyon kişi de, 1950 – 1980 yılları arasında Batı Almanya’ya yerleşti. Demir perdenin çökmesinin ardından yılda 400 bin kadar Alman, Almanya’ya geri dönmeye başladı. Bu da, 1995 yılında 3,5 milyonluk bir rakama tekabül ediyordu. Alman kökenle bu ülkeye gelenlere doğrudan vatandaşlık verilmekle kalınmadı, maddi yardım, barınma, dil eğitimi ve sosyal uyum için gereken imkanlar da sunuldu. Alman göç politikası ilk etapta öncelikli olarak Almanları çekmeye çalıştı ve homojen toplumun korunması için elden gelen yapıldı.

Öte yandan bu insanlar ırk olarak Alman olmalarına rağmen, önemli bir kısmı Almanca bilmiyorlardı ve Almanya’nın kültürüne değil, geldikleri ülkelerin kültürlerine aşinaydılar. Etnik Almanların ihtiyacı karşılamaması üzerine, işçi göçü anlaşmaları imzalanmaya başladı ve çok kültürlü bir toplumun temel taşları oluşturuldu.

Böylelikle Almanya, yepyeni kültürlerle karşı karşıya kaldı. Almanya’ya gelen insanlar, bulundukları şehirleri değiştirdiler. Bu şehirler artık o Alman şehirleri değildi, bütün bileşenlerin hayat buldukları ortak yaşam alanlarıydı. Göçmen kökenli sanatçılar da bu ortak kültürü anlatma gayreti içerisine girdiler. Örneğin Nevin Aladağ, şehirlerdeki farklılıkların yansımalarını onları dinleyerek anlattı. City Language (2009 Istanbul) ve Voice Over (2006), sanat camiasını Berlin’de Türk müziği dinleyen gençlerle tanıştırdı.

Almanların bir kısmı bu yeni kültürleri merak etti ve anlamaya çalıştı. Ancak daha büyük bir kısmı ya reddetti ya da görmezden gelmeyi tercih etti. Almanya’da Türkiye kökenli yazar Dilek Güngör’ün hikayelerinden birinde, terzi kadının evine gelen yaşlı Alman müşteri kadın, etrafı inceliyor ve şaşırıyor. Kadının kocası gelip masayı kurmaya yardım edince, Alman daha da şaşırıyor. Bunun üzerine adam kızına, Alman kadının kendisine “Daha önce masa kurmaya yardım eden bir Türk erkeği olabileceğini düşünmemiştim” dediğini söylüyor. Alman kadın, normalde Türk evlerinde içilmemesine rağmen kendisine ikram edilen elma suyu ve soda karışımına istinaden, bunu Türkiye’de de içip içmediklerini soruyor. Baba ise “Evet” diyerek yalan söylüyor.

Bu hikayede de görebileceğimiz gibi, Almanya’ya yerleşen Türklerin önemli bir kısmı baskın Alman kültürüne özeniyordu. Toplum, Alman gibi olmak isteyen, Türk kalmak isteyen ve kültürel etkileşimi olağan akışına bırakarak yeni bir kültür yaratanlar olarak üçe ayrıldı.

Kaynak: Oktan Erdikmen, Gurbetçileri Anlama Kılavuzu, Halk Kitabevi.


Like it? Share with your friends!

0
redaktion

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir