Homojen işçilerden, heterojen göçmenlere…


0

60’lı yıllarda Almanya’ya gelen ve daha homojen olan işçi grubu, zaman içerisinde farklı siyasi ve dini değerlere mensup gruplar halinde kök saldı. Bu nedenle bir grubu diaspora olarak tanımlamak için asgari şartlar olan anavatanla bağlarını koparmama, ortak siyasi ve kültürel çıkarlara sahip olma, asimilasyona karşı direnme gibi hususların Almanya’da ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde tam anlamıyla oluşmadığını görüyoruz.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının tümü, bulundukları ülkelerde büyük ölçüde Türk olarak adlandırılıyor. Gurbetçilerin büyük çoğunluğunun yaşadıkları Almanya’da türkisch (Türk) veya türkischstaemmig (Türk kökenli) kelimeleri, ayrım yapılmadan Türkiye’den gelen herkes için kullanılıyor. Türkiyeli veya Türk vatandaşı gibi ifadelerin yaygın olmaması nedeniyle zaman zaman tartışmalar da yaşanıyor. İnternet sitelerindeki haberlerin altındaki yorumlarda da bu tartışmaları görmek mümkün. Bir dönerci cinayet işlerse, Alman basınında bu, “Türk dönerci cinayet işledi” şeklinde veriliyor. Avrupa Türk basını da Alman haber ajansları kaynaklı haberlerde bu ifadeyi kullanıyor. Ancak o dönerci Türk değil de örneğin Kürtse, bölgede yaşayan milliyetçi Türkler hemen dönercinin Türk olmadığı yönünde yorum yazıyor ve haberin “düzeltilmesini” istiyorlar.

Cinayet işleyen bir Kürt’ü kimse Türklüğe kabul etmiyor. Ancak başarılı bir Kürt sanatçıyla röportaj yapılırsa ve kendisinin isteği üzerine özellikle “Türkiye kökenli” ifadesi kullanılırsa, bu sefer de hepimizin Türk olduğuna dair mesajlar geliyor. Bu durum Kürtler için de geçerli. Kürtlerin önemli bir kısmı da, başarılı Kürtlerin Türk olarak ifade edilmesine tepki gösterirken, suça karışan Kürtler için Türk ifadesinin kullanılmasıyla ilgilenmiyorlar.

Muhabirlik yaptığım dönemde, 80 darbesi sonrası yurt dışına kaçan ve veteran halter müsabakasında madalya kazanan bir Kürt sporcuyla ilgili haberde, özellikle “Türkiye kökenli” ifadesini kullanmıştım. Ancak yayın yönetmeni, başlığı daha çok ilgi göreceği gerekçesiyle son dakikada değiştirince, haber “Avrupalı Türk, Almanları dize getirdi” manşetiyle çıktı. Daha sonra kendisini gördüğümde tepki göstereceğini sanmıştım ancak gülerek bu gibi manşetlere alışkın olduğunu söylemişti.

Diğer taraftan, Alman basını da suç işleyen bir Türk olduğunda, “Türk öldürdü”, “Türk yaraladı”, “Türk hırsızlık yaptı” ifadelerini sıkça kullanıyor. Ancak başarılı bir Türk kökenli manşetlere çıktığında, kimse onun Türk olduğunu hatırlamıyor.

Bu durum bazen ters etki de yapabiliyor. Örneğin 2017 yılının temmuz ayında Almanya Duisburg’daki bir liseden mezun olan 42 öğrencinin içerisinde sadece bir Alman ismi vardı. Medya, bu öğrencilerin hepsini Alman kabul etmesine rağmen, Almanya’nın ırkçı partisi NPD, sosyal medya hesabından gençlerin isimlerini yayımladı ve “Uyanın Almanlar: Sokaklara çıkın ve seçim bürolarına gidin. Yoksa kendi ülkenizde azınlık durumuna düşeceksiniz” mesajını paylaştı.

2014 yılının kasım ayında, Almanya’daki Türkler yine çok trajik bir olay yaşadılar. Frankfurt yakınlarında bulunan Offenbach şehrinde, bir restoranda tacize uğrayan genç kızlara yardımcı olan ve onları rahatsız eden erkeklerle tartışan Tuğçe Albayrak, kapının önünde darp edildi ve başını yere çarparak komaya girdi. Bir süre komada kalan Tuğçe, hastanede verdiği hayat mücadelesini ne yazık ki kaybetti. Cenazesine binlerce kişi katıldı.

Uluslararası haber ajansları, Alman basını ve elbette Türk basını olayları tam kadro takip etti. Tuğçe’nin ölümüne neden olan genç, Sırp vatandaşıydı ancak Boşnak bir Müslümandı. Bu süreçte Alman gazeteler bu kişinin Boşnak asıllı olduğunu zaman zaman belirttiler ancak Türk basını bu konunun üzerinde hemen hemen hiç durmadı.

Tuğçe’nin ölümüne ilişkin haberler, Türk basınında genellikle “Alman kızlara yardım eden Türk genç kız, bir Sırp tarafından öldürüldü” şeklindeydi.

Öte yandan Tuğçe, bu davranışıyla Almanya’da sivil cesaretin sembolü oldu. Ailesi de mahkeme sürecindeki vakur tavrıyla herkesin takdirini kazandı.

Buraya kadar yürüttüğümüz tanım tartışması, yurt dışında yaşayan Türklerin, gurbetçilerin veya Türk diasporasının kendisini nasıl tanımladığı üzerineydi. Peki Türkiye’de yaşayan insanlar, yurt dışında yaşayan Türkleri nasıl görüyor? Bir toplumu, grubu veya kişiyi iyi tanımlayabilmek için önce onu iyi tanımak gerekir. Peki Türkiye’dekiler, aralarında birçok akrabaları olmasına rağmen, yurt dışındaki Türkleri gerçekten tanıyorlar mı?


Like it? Share with your friends!

0
redaktion

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir