Mülteciler


0

Türkiye 28 Şubat’ta sınır kapılarını açtığından beri binlerce düzensiz göçmen özellik Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor. Günlerdir Yunanistan’ın güvenlik güçleri dikenli tel, gaz bombaları ve tazyikli su ile göçmenlere saldırıyor. Meriç Nehri boyunca birkaç metrede bir Yunan askeri var. Ancak mülteciler kararlı, Meriç nehrinin debisinin de bu aylarda düşük olması, onların umudunu arttırıyor.

Avrupa Birliği’nden yardım talep eden Yunan hükümeti de mültecileri ülkeye sokmamakta kararlı. Aslında sınıra kadar gelen mültecileri geri itme – push back yöntemiyle çevirmek uluslararası sözleşmelere aykırı. Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bu uygulamayı yasaklıyor. Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi’ne göre AB ülkeleri, savaştan kaçan mültecilere yardım etmekle yükümlü.

Avrupa Birliği Komisyonu, Yunanistan’ın iltica hukukunu görmezden gelmesine ses çıkarmıyor. Binlerce insan, aileleriyle birlikte sınırda gayri insani şartlarda yaşıyor. Avrupa’dan tek bir ülke bile çıkıp, savaşta evini barkını kaybetmiş ailelere kapıları aç diyemiyor. Avrupa Birliği, en fazla para verebileceğini söylüyor.

Avrupa ülkeleri Orta Doğu’ya Arap ülkeleri üzerinden silah satıp bölgenin istikrarsızlaşmasına neden oldular. Mültecileri ise almak istemiyorlar.

Avrupa Birliği, Geri Kabul Anlaşması’nda Türkiye’ye taahhüt ettiği hiçbir şeyi yerine getirmedi.

2016’da Türkiye’ye vizeler kalkacaktı, kalkmadı. 2018’e kadar 6 milyar avro verilecekti, verilmedi.

Gümrük Birliği genişletilecekti, genişletilmedi. Yeni müzakere başlıkları açılacaktı, açılmadı.

Türkiye’den göçmen alınacaktı, alınmadı. (3 yılda sadece 25 bin kişi alındı).

AKP hükümeti de şehit haberlerini unutturmak için, mültecileri bir satranç taşı gibi Yunan sınırına sürdü. Dünyanın gözü önünde bir insanlık dramı yaşanıyor. Bugüne kadar 3 kişi öldü. Mülteciler öncelikle kara yolunu denedikleri için bekliyorlar. Deniz yolundan daha rahat bir geçiş imkanı var ama orada insan kaçakçıları kişi başı 500 dolardan başlayan ücretler talep ediyorlar.

Süleyman Soylu, 140 bin göçmenin Yunanistan sınırına geçtiğini söylüyor ancak bu rakam Avrupa Birliği’nin açıklamalarıyla uyuşmuyor. Yunanistan’a göre sınırı geçmeye çalışan ve engellenen göçmen sayısı 10 bin.

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli ile Yunanistan ve Hırvatistan Başbakanlarından oluşan heyet Türkiye-Yunanistan sınır bölgesini ziyaret etti. Von der Leyen Yunanistan’a 700 milyon avro para desteği ve lojistik yardım sözü verdi. Bunun üzerine Erdoğan da 700 milyon vereceklermiş. Şansölye bize 25 milyon avro dedi. Ondan da bir ses çıkmadı dedi.

Siyasetçiler, sınırlara sürülen insanları alınıp satılan mal gibi görüyorlar. von der Leyen, Yunanistan ziyareti sırasında sınırda görev yapan güvenlik güçlerine teşekkür ediyor. Yani Avrupa Birliği Yunanistan’ın mülteci politikasını üstü kapalı bir şekilde onaylıyor ve destekliyor. Sınırdaki insanlar barınma ve beslenme ihtiyacını karşılayamıyor. Geceleri hava soğuk, yorgunlar, açlar ve arada kalmışlar. Çocuklar hayatları boyunca unutamayacakları bir travma yaşıyorlar.

Bizse susuyoruz. Kimse onları istemiyor. Türk halkının da, Avrupa halklarının da büyük çoğunluğu mültecileri istemiyor. Gelmesin, gitsinler ülkelerinde savaşarak ölsünler istiyoruz.

Emin olun, Berlin’de, Paris’te, Brüksel’de on binlerce insanın katıldığı yürüyüşler düzenlense, Yunanistan kapıları açmak zorunda kalırdı. Ama düzenlemiyoruz. Çünkü suçluyuz. Üstelik herkes eşit derecede suçlu olduğu için, sanki ortada bir suç, bir utanç yokmuş gibi görünüyor.

Sodom ve Gomore şehirlerinde, herkes eşit derecede suçlu hale geldiği için, Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz ve gökten ateşler yağdırarak bu iki şehri yok eder.

Dostoyevski’nin dediği gibi bu devir gerçekten de sıradan insanın en parlak zamanı Duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin devri. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor…

Hepimiz, şu veya bu şekilde bu düzenin parçası, bu suçun ortağıyız.

Üzerimize ateşler yağmadan bir şeyler yapabilmek umuduyla…


Like it? Share with your friends!

0
redaktion

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir