Osmanlı döneminde Türk – Alman ilişkileri


0

Türk – Alman diplomatik ilişkileri, 1761 yılında Friedrich der Grosse döneminde, Osmanlı Sultanı 3. Mustafa ile bir ticaret anlaşması imzalanmasıyla başladı. Alman tarafı, ilişkilere ekonomik ve siyasi açıdan bakıyordu. Osmanlı ise ordunun modernize edilmesi, subayların eğitilmesi gibi konulara ağırlık veriyordu.

Almanya ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler 19. yüzyılda gelişti. Bu dönemde Osmanlı üzerinde Fransa etkisi vardı. Bismarck döneminde, Prusya (1871-1918) ile Osmanlı arasındaki ilişkiler, ordunun eğitimi ve modern silahlarla donatılması fikrinden hareketle sürekli ilerledi. O tarihte Almanlar, ordunun yanı sıra mühendis okullarının yenilenmesine ve Deutsche Bank’tan alınan kredi ile tren yolu inşaasına da giriştiler. Alman etkisinin artmasının bir sonucu olarak, 1868 yılında İstanbul’da Alman Lisesi kuruldu. 1893 yılında 600 öğrencisi olan bu liseyi, Avusturya Lisesi (1882) ve İstanbul Lisesi’nin (1884) kuruluşu takip etti.

Gülhane Tıp Akademisi de 1904 yılında Alman Prof. Rieder tarafından hayata geçirildi. O yıllarda, çok sayıda Alman Türk dostluk derneği vardı. Sanatçılar, bilim adamları, askerler gidip geldi ve karşılıklı olarak yüksek düzeyde etkileşim oldu. Ancak Türkiye’ye asıl Alman akını, 1933 – 1945 yılları arasında gerçekleşti. Nazilerden kaçarak Türkiye’ye sığınan Yahudiler arasında Paul Hindemith, Mimar Bruno Taut, Yazar George Tabori, daha sonra Berlin Belediye Başkanı olacak Ernst Reuter gibi isimler de vardı. Türk Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip, Yurt Dışındaki Alman Bilimadamları Yardım Derneği’ni kurdu ve Nazilerden kaçan profesörleri Türkiye’ye çekmeye çalıştı.

Bugün de DAAD ve Erasmus burslarıyla çok sayıda değişim öğrencisi ve akademisyen Almanya – Türkiye arasında gidip geliyor.

Bunların dışında, Türkiye’deki Alman şirketinde çeşitli pozisyonlarda çalışan binlerce Alman var. Mercedes Benz’in de bağlı olduğu DaimlerChrysler AG Yönetim Kurulu Başkanı Dieter Zetsche’nin babası, 1950’lerde Türkiye’deki baraj projelerinde görev yapan bir isim. Zetsche, Mercedes fabrikasında çalışan Türklerle ilgili olarak şu ifadeleri kullanıyor: “1960’larda, babası gelip bizde mutfakta yardımcı olarak çalışmıştı. Oğlu makine teknisyeni olarak görev yaptı. Kızı işletme okudu ve şu anda kontrolör olarak çalışıyor”. Bununla, Türklerin Alman firmalarında her geçen gün daha iyi pozisyonlarda çalıştıklarına işaret ediliyor.

İstanbul doğumlu olan Zetsche’nin, Mercedes’in 1968 yılında Almanya dışındaki ilk üretim tesisini bu şehirde açmasında da rolü var. Zetsche, o dönemdeki endişelerle ilgili olarak “Burada iki soru vardı. Biz Almanya dışına çıkabilir miyiz ve Türkler bunu becerebilir mi? Biz çıktık ve Türkler de başardı” ifadelerini kullanıyor.

Kaynak: Oktan Erdikmen, Gurbetçileri Anlama Kılavuzu


Like it? Share with your friends!

0
redaktion

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir