Sokağa çıkmak yerine, evlere girmeli


0

Saray İttifakı, sürekli olarak sarı yelekliler kışkırtması yaparak, muhalifleri sokağa dökmeye çalışıyor. Muhalefet, sokağa çıkmak yerine ev ev dolaşıp, ülkeyi nasıl daha iyi yöneteceğini anlatmalı.

İnsanın en güçlü iç güdüsü, hayatta kalmaktır.

Baskıcı rejimler, bu nedenle sürekli kavgadan, düşmanlıktan ve kaostan beslenirler.

Halk, mevcut iktidardan memnun olmasa bile, “En azından hayatta kalalım, kimse ölmesin” diye, siyaset sahnesindeki en güçlü figüre yönelirler.

12 Eylül faşist darbesi öncesindeki 8 ayda, 1600’ün üzerinde cinayet işlenmişti.

Her gün birileri, siyasi suikastlere kurban gidiyor, sokakta yürümek bile mümkün olmuyordu. Darbe için gerekli psikolojik koşullar hazırlanıyordu.

Yeni anayasa referandumunda, can güvenliği endişesiyle solcular bile “Evet” dediler.

İnsanlar, yüzde 92 oyla, faşist yönetimin altında da olsa, en azından hayatta kalabilecekleri bir ülkeyi tercih ettiler.

Sonuç itibarıyla, ABD gizli belgelerinde yıllar sonra ortaya çıktığı gibi, iş adamlarının çoğu havalara uçtu, birkaç aydın dışında kimse itiraz etmedi.

AKP de, Haziran 2015 seçimlerinde PKK ile iş birliği yapmasının bedelini ödemiş ve meclis çoğunluğunu kaybetmişti.

Seçimden sonraki 4 ay içerisinde Suruç’ta ve Ankara’daki saldırılarda 135 kişi hayatını kaybetti.

Şanlıurfa’da hala aydınlatılamayan 2 polisimizin şehit edildiği olay sonrası, çözüm süreci rafa kalktı.

Seçmenler, 3 Kasım’da belirsizlik ve kaos yerine, iyi kötü bir tek parti iktidarını tercih ettiler.

Başkanlık referandumu öncesi, düşman Avrupa’dan bulup çıkarıldı.

Gelme denmesine rağmen, Hollanda’ya gelmeye çalışan bakanlar, Türkiye’nin itibarını yerle bir edip, yaka paça dışarı atıldılar.

Almanya’da ‘tiyatro yapacağız’ diye tutulan salonlarda, miting yapılacağı ortaya çıkınca yaşanan iptaller, Avrupalıların Nazi, terörist, Türkiye düşmanı oldukları propagandasının yapılmasına imkan verdi.

Referandum sürecindeki kavga ve kaos ortamı, seçmenleri yine ‘Bizi en azından teröristlerden koruyan’ tek parti iktidarına yönlendirdi.

AKP, her şehirde aday çıkaracaklarını açıkladıktan 1 hafta sonra yine U dönüşü yapan ve Saray İttifakı’na destek veren Devlet Bahçeli’ye rağmen, anketlerde çok zor durumda.

Ekonomik krizler, parti tercihlerinde kırılma anlarıdır. Bugün, en samimi AKP’liler bile bir alternatif arayışı içerisinde. 

İktidar partisi, büyük olasılıkla İstanbul’u ve çok büyük olasılıkla Ankara’yı kaybedecek.

AKP, bu iki büyükşehirin kaynaklarını kullanarak elde ettiği siyasi ve ekonomik rantla iktidara gelmişti.

Sosyal demokratların İstanbul’u ve Ankara’yı geri kazanması, AKP iktidarının da sonu demek.

Bu nedenle, bir taraftan sınır ötesi operasyonlara başlayıp, diğer taraftan Gezi’deki sıradan insanları terörist ilan ediyor.

Ön tekerleğinden stepnesine kadar, tüm Saray İttifakı, sarı yelekliler provokasyonu yaparak, muhaliflerin sokağa çıkmasını sağlamaya çalışıyor.

Seçim öncesi provokasyona açık bu sokak eylemleri kargaşaya ve kaosa neden olur.

Suriye’ye iki adam gönderip kendi ülkesine 2 füze attırmayı düşünecek kadar alçalabilenlerin, eylemleri nasıl provoke edeceğini kestirmek güç değil.

Bu da, insanların güvenlik endişesiyle, ekonomik krizi unutup yeniden tek parti rejimini desteklemelerini sağlar.

‘Sarı yeleklilere etek giydirme, Gezicilerin başını kesme’ edebiyatının altındaki amaç, muhalifleri sokağa döküp, muhafazakarların tehdit altında olduğu algısı yaratmaktır.

Muhalefetin yapması gereken, bu oyuna gelmemek ve ne olursa olsun sokağa çıkmamaktır.

Sokağa çıkmak yerine evlere girmek; kapı kapı dolaşıp, insanlara belediyelerin nasıl hırsızlık, rüşvet, adam kayırma batağından kurtarılacağını anlatmak iktidarın uykularını en çok kaçıracak politika olacaktır. 

 

 


Like it? Share with your friends!

0
redaktion

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir